Salim Kadıbeşegil
Stratejik İletişim Danışmanı
ORSA Stratejik İletişim Danışmanlığı
Global Rekabette “İtibarın” Yolu “GRI”(*) dan Geçiyor!
Kurumsal itibar “altın dönemini” yaşıyor! Hiç bu kadar önemli olmamıştı... Şirketler her yıl giderek artan oranlarda kurumsal itibarlarını yönetmekle ilgili ciddi bütçeler harcamaya başladılar. “Beğenilen” olmanın “kâr” etmekten çok daha önemli olduğu gerçeği, yönetim alanında yepyeni bir sayfa açtı. Üretmek ve ürettiğini satıp kâr yapmak hiç bu kadar “ikinci plana atılmamıştı!”
İtibarın, bir kaç hayır işi ve sosyal sorumluluk projesi ile elde edilebileceğini sananlar da yanıldılar! Toplumsal duyguların ve duyarlılıkların bu kadar hafife alınamayacağını ağır bedellerle ödediler! Yani iş “başa” düştü! Ayakta kalabilmek, rekabet edebilmek, sadece bulunduğu ülkede değil global anlamda var olabilmenin koşulları çoktan değişti... Ama kimin haberi var?
1990’lı yılların ortalarında Boston’da bir avuç akademisyenin başlattığı çalışmalar bugün dünya standardı haline geldi. Bir çok ülkeyi kapsama alanına aldı. Birleşmiş Milletler’in desteğini arkasına alarak ilerleyen bu hareket “Global Reporting Initiative” adı ile iş dünyasının gündemine yerleşti. Şimdi Volkswagen’den, Philips’e kadar bir çok global GRI hareketinin içinde itibarlarına katma değer sağlayacak yönetim kalitesi uygulamaları ile bugünü değil “yarını” inşâ ediyorlar.
Özetle, GRI, “Global Reporting Initiative”, 1990’lı yılların ortalarında iş dünyasının gündemine oturan”üçlü raporlama” sisteminin uluslararası standartlarını tanımlıyor. Yani bir yandan finansal raporlar ile yatırımcılara ekonomik performans sunulurken, diğer yandan, ekolojik çevre ve sosyal sorumluluklar boyutlarında şirketin performansı toplum bireyleri ile paylaşılıyor. Şirketlerin bu alandaki faaliyetlerinin belli standartlar dahilinde raporlanması, denetlenmesi ve dünyada farklı kurumlar tarafından benzer alanlarda geliştirilmiş uygulamalarda ortak bir dil oluşturulması amacıyla geliştirilmiş GRI, Fortune 500 bünyesindeki şirketlerin neredeyse tamamı tarafından kabul görmüş ve desteklenen bir çalışma haline gelmiş durumda.
2000 yılı Kasım ayında Amerika Birleşik Devletlerinde 140 milyar dolarlık fon hacmini yöneten 39 finansal yatırımcının GRI raporlama sistemini benimsediklerini ifade eden bir deklarasyona imza atmaları zaten bu alanda “önemli bir mesajı” vermişti iş dünyasına... Üçlü raporlama yapmanın yeterli olmayacağı bunun uluslararası geçerliliği olacak standartlar içeriğinde olması sadece yatırımcıların beklentilerini değil, sokaktaki vatandaşın da “açık, şeffaf ve belli standartlar dahilinde denetlenmiş” bilginin kendisine ulaşması açısından önem taşımaktaydı.
“Yönetim kalitesi”, kurumsal itibarın en önemli göstergesi. Kurumsal yönetişim ile birlikte GRI’ın öngördüğü yapılanma ile şirketlerin toplam performanslarının artırılması ile ilgili temel politikaların artık bu çerçeve içinde ele alınacağını gösteriyor. Dileyen hala “kâr” peşinde koşabilir. Ancak, yatırımcılar ve tüketicilerden “sürdürülebilir kârlılık” için alınacak “geçer not” bu ilkeleri hayata geçirmekten geçiyor!
(*) GRI; Global Reporting Initiative, www.globalreporting.org